Gercek Stajyerin Maceraları

Monday, July 30, 2007

Fabrikatör çocuğu

Yarın Burgazada'ya gidiyorum.

En son 98 yazında kankaları ziyarete gitmiştim. Her zaman adaların en dandiği gibi gelmiştir bana. Ne akar ne kokar. Bakalım yaş kemale erince de öyle mi düşüneceğiz.
Bir de teoride olmasa da pratikte blogumun yıl dönümünü 1 Ağustos'da kutlayacağım. Koca bir yılın çetelesi tadında, güzel bir
(traş) post düşünüyorum. Lan ben 2007ye girerken 1 yıl sonra kendime yollanmak üzere bir e-mail doldurmuştum. 7 ay geçmiş bile. Bundan da bahsedeyim bir sonrakinde.
Hemen iyi günner diliyorum.

JT

Sunday, July 29, 2007

Nasıl koydu ama


1999'da Fenere geçiren Pendiksporlu futbolculara (bazıları öğrenciymiş!) verilen sözler biraz geç de olsa tutulmuş. Allah herkese böyle delikanlı yöneticiler nasip etsin. Bu kupa faciasından sonra mı Rüştü'ye dayak atmışlardı, neydi?

JT

Tuesday, July 24, 2007

Mastercard / PHDcard

- Test of English as a Foreign Language (TOEFL) : 155$
- Graduate Record Examination (GRE) : 170$
- Bu sınavlara girip de iyi bir sonuç getirememenin baskısı:
Priceless

JT

Monday, July 23, 2007

Paul Potts Kankam

Helal olsun sana! Helal olsun! (şak şak!)

Monday, July 16, 2007

Eskiden daha güzel benzetmeler yapıyordum.

Friday, July 13, 2007

Bu şişe yaz köşesinde

Şu yaz günlerinin en büyük zevki çok açık:

Güneşin altında enseyi kızartıp terden sıcaktan bayılacak duruma geldikten sonra, buzdolabını açıp 1 litrelik plastik şişeden suyu kafaya dikmek. Böyle bir haz olabilir mi allahım? Bir de bunun Amerikan özenti versiyonu var. Hani o ucuna spastik (plastik) bir şey takılıyor da "gym" den çıkınca boynunda havluyla içiyorlar. Biz Anadolu çocuğuyuz. Suyu şişeden, kafasında plastik aparat olmadan yudum yudum içeriz. Lıkır Lıkır.

JT

Wednesday, July 11, 2007

iPhone Blends

iPhone' un garanti kapsamı kitapçığını iyice okumak lazım. Bu giriyor mudur acep?




Gitti lan 600$ lık güzelim alet.

JT

Tuesday, July 10, 2007


Avrupa ülkelerindeki Tanrı'ya inanma oranları. Bana çok ilginç geldi.

Akdeniz ülkelerinde bir inanç olayı başgösterirken, kuzeye gidildikçe oranların düştüğü göze çarpıyor. Rusların zaten "Allah korkusu" olsa o kızları buralara göndermezlerdi. Radarlive'da MTV etiketi dağıtanları diyorum. Hala aklımdalar yeminlen.

JT

Sunday, July 08, 2007

Federer vs. Nadal

CNN Türk sağolsun, bu güzel pazar öğlendensonramı Wimbledon finaliyle geçiriyorum. Finale kalanlar (tabiki) Federer ve Nadal. Federer kazanırsa bilmemkime ait olan 5 sene üstüste Wimbledon kazanma rekorunu egale edecek. Nadal kazanırsa çim sahada Federer'in tartışılmaz üstünlüğünü tartışılır hale getirecek. Yalnız tenis seyircisinde de klasik bir Türk mantalitesi göze çarpıyor - mazlumun yanında olma eğilimi. Nadal' a daha çok tezahürat var sanki. (Dün de Venus Williams'ın karşısındaki acemi finalistin her sayısında muthiş tezahürat kopuyordu)
Maç başlayalı 2 saatten fazla oldu. Henüz 3.setteyiz. Görünen o ki; bu iki kankam modern zamanların en önemli tenis rekabetleri arasına isimlerini yazdırdı. Ama adamlar da hakkını veriyor kardeşim. Her vuruşları winner.

JT

Saturday, July 07, 2007

Dişçiye yalan

En yakın arkadaşlarımın, benimle en "intimate" ilişkiye girmiş sevgililerimin bile bilmediği bir şey var benim vücudumda. Dişlerimin arkasındaki teller.


Önce ilkokulda, daha sonra da '99 yılında 6 ay süreyle ortodontik tedavi görmüş biriyim. Tedavinin bitip tellerden kurtulacağımın hayallerini kurduğum '99 Haziranda da o zamanki hekimim dişlerimin bu sefer arkasına önlem amaçlı tel koymayı uygun görmüştü. O gün bugündür de o tellerle yaşıyor(d)um.

Neler görmedi ki bu teller? 1999 depremi, liseye geçişim, lise mezuniyetim, üniversite. Tatiller, konserler. Sınavlar dersler, Şarköy' de matematik kampları. İlk öpüşmeme yetişemediler belki ama ilk sevişmem. Sevinçler, üzüntüler, hayal kırıklıklıkları. Sabaha kadar göz kırpmadan geçmiş geceler, zil zurna eve gelip de bebek gibi uyuduğum anlar. Dile kolay tam 8 sene. Kolum bacağım gözüm parmağım gibi.

2004 yılında 20 yaş dişlerim daha ben 20 olmadan ağzıma teşrif ettiklerinde yine bir gözükmüştüm hekimime. Tabi aradan seneler geçmiş, başka bir semte taşınmış
(parayı bulmuş). Bu telleri o zaman da çıkartmak istememişti. Aynen dün olduğu gibi.

Artık hayatımda yeni adımlar atmam gerektiğini kendime iyice inandırınca randevu aldım. Tesadüf ki hemen 2 saat sonra bir boşluk varmış ve 6 Haziran 2007 cuma günü saat 13:00 hayatımdaki kader anlardan biri oluverdi. Merhaba nasılsın ne kadar değişmişsin klasik muhabbetlerinden sonra konu tabiki kaçınılmaz olana vardı. Telleri yine çıkartmak istemedi ve "hayatımın sonuna kadar mı kalacak" soruma olumlu cevap verdi. O noktada 3 ay sonra Amerika' ya gideceğim ve birkaç sene gelmeyeceğim palavrasını attım. 8 yıllık dostlarımın yarısından
(alttakileri yine çıkartmadı!) ancak böyle kurtulabildim. Gerçi dişçim beni korkutmayı da başardı yani 30 yaşından sonra tekrar bozulabilir ben garantisini vermiyorum diyerek ama olan oldu artık. Kafama takmamaya çalışıyorum. (YALAN! - Dişlerimin fotoğrafını çektim, 3 ayda bir kontrol edeceğim bir yamukluk var mı diye) Telsiz hayata hala tam olarak alışamadım, hep dilimle oynuyorum falan.

Teli de yanıma da aldım, masamda duruyor. Ufacık da birşeymiş benim bu 3-4cmlik metal dostum.

Yazımı sonlandırırken bir tavsiyede bulunmayı kendime görev biliyorum: Siz siz olun dişlerinize iyi bakın. Sizin için geç kaldıysanız çocuğunuz, yeğeniniz, kuzeninize iyi öğütleyin.

P.S: Tıp fakültesini bitiremeyen doktora ne denir?


JT

Thursday, July 05, 2007

Dolar / Euro Paritesi

Biraz önce rüyamda doların 1.39'a kadar fırladığını gördüm. İnanamıyorum.

Şimdi de canlı yayın Petkim'in özelleştirilmesi olayında ülkenin en büyük şirketleri açık arttırmayla tekliflerini sunuyorlar. Yalnız ne kadar acemice bir yöntem izleniyor. 3er kişiden şirketler masaya oturmuş 1.950, 1.965 (milyar dolar, yanlış anlaşılma olmasın) diye mikrofona teklif veriyorlar. Bitirimler Sınıfı'ndaki yarışmada Ocak İlköğretim İlkokulu masasını andırıyor.
Aha 2.20 milyar dolar oldu.

JT

Wednesday, July 04, 2007

Radarlive 2007 (yeniden)

Radarlive' a tekrar gittim, yine giderim.

Sağolsun bir arkadaşın davetiye kıyağıyla pazartesi gününü de Solar Beach semalarında geçirmiş bulunmaktayım. Sizinle beraber olamadığımız dakikalarda maçta neler olduğuna geçecek olursak:
-Ortalık gündüz yine boş gibiydi. Öğlenden sonra 5 gibi Marilyn Manson'cı tayfa ortama teşrif etmeye başladı. Ortamın çehresi tamamen değişti. Gotik makyaj -siyah tshirt- demirli kolye üçlüsü etrafımızı sardı.
-Marilyn Manson' a benzeyen bir herif akşam 7gibi insanların arasına karıştı, insanlarla fotoğraf çektirdi. Gerçi gerçekten o da olabilir, emin değilim. Peşinde kameralar da geziyordu. YouTube' a cıbıl cıbıl videolarım düşmesin diye hemen uzadım ben.
-The Horrors çıldırdı. Sahne şovları görülmeye değerdi ama müzikleri de bir o kadar kötüydü.
-The Long Blondes u dinledim ama seyredemedim. Minderlerde takılmak daha cazip geldi.
-Marilyn Manson yarım saat gecikmeli çıktı. Radarlive eğer seneye yapılacaksa bu konser sayesinde yapılacak. Konser alanını 4 gün içinde ilk kez böyle hınca hınç dolu gördük. Sahnedeki görsel şovlar baya iyiydi.
-Dönüş yolunda serviste Küçük İskender vardı(şaka değil). Önce otobüsün açılmayan camlarını açmaya çalıştı, daha dolmamış servisin gitmesi gerektiğini buyurdu(şaka değil). Daha sonra yolda ben sigara içmek zorundayım diye şoförün de kıyağıyla muavin koltuğuna geçti ve sigarasını tüttürdü(şaka değil). En sonda da yolcuların tepkisine rağmen Kilyos ormanlarının ortasında otobüsü durdurtup hepimizin önünde işedi(vallahi şaka değil). Hem celebrity hem de körkütük sarhoş olmak nelere kadir. Çok eğlenceli bir yolculuktu.

- Alterno gençlerin deniz ile imtihanından alterno gençler sınıfta kaldı. Hemen herkes o sıcakta kıyafetlerle güneşin altında oturup sigara içti. Zaten Radarlive' da katılımcılar ikiye ayrılır: Şahane ortamın keyfini çıkarmaya gelenler ve Marilyn Murilyn dinlemeye gelen manyaklar.

Dedikodular ve gördüklerimiz festivalin parasını çıkarmadığı yönünde. İnşalah seneye daha esaslı gruplarla daha çok katılımcıya hitap eden bir şekil oluşur. Biz seneye de gelmek isteriz. Gerekirse Radarlive'ı Radar' da yeneriz.

JT

Sunday, July 01, 2007

Radarlive 2007


Solar Beach diye bir mekan yapmışlar, felaket.

Radarlive 2007 kapsamında neşe dolu, dolu dolu bir gün geçirdik.
Önce deniz sahil güneş, langırt(deniz yatağı kazandım-orada bıraktım) frizbi muhabbet. Sonra Replikas, Beirut kankalarım, Nouvelle Vague, The Rapture, James bilmemney. Minderlerde dinlenmece, güneşte felaket yanmaca. Birkaç dilim pizza, çok bira çok sigara. Püfür püfür rüzgar. Ve tabiki müzik.

Beirut çok iyiydi. Zaten katılım pek az olduğu için hemen VIP bölümüne zıpladık, neredeyse en önden seyrettim. Bir de bilmiyordum; grupta meğer hanfendiler de varmış bunlar 7-8kişilik bir grupmuş. Öğrenmiş olduk. Pardon sizde "Şiki Şiki Baba" kaseti var mı acaba?
Sadece Beirut için bile bu festivale giderdim, Nouvelle Vague ve Rapture da kadayıfı oldu üstüne. Nouvelle'ın solisti için terbiyesiz emellerim var. Yalnız o James midir nedir, gece artık çok geç vakit olduğundan heralde başıma ağrılar soktu. Spastik dansını da al git burdan lan!
Şimdi de televizyondan bugünkü programı canlı takip ediyorum. Katılım az, Solar Beach uzak, organizasyon biraz düzensiz olabilir. Yine de böyle alternatif bir festivali bize sunanlara teşekkür etmek lazım. Sağ elimde indie gruplar, sol elimde günbatımı ve deniz. Keyif dolu saatler. Biz buna varız.

Bu güzel pazar akşamı için Beirut'dan gelsin madem:
Let the seasons begin - it rolls right on
Let the seasons begin - take the big king down

JT