Gercek Stajyerin Maceraları

Monday, October 30, 2006

Benden daha ilginç fikirli insanlar da varmış:

28-Hour-Day


Sunday, October 29, 2006

Saat

Saatler harbi harbi geri alındı. Nasıl oluyorsa?

Bu fikri bulanın da, uygulamaya sokanın da elini sıkmak lazım. Tam da gerektiği günde 1 saat fazla uyudum, baya hoşuma gitti.Bence ayda bir saatler bir saat geriye alınmalı. Bir yılın sonunda da 12 saat birden ileri alınarak başa dönmeli. Yılbaşına öglen 12 de filan girelim yani, zaten yılbaşı günleri bir curcuna efendim bir bayram havası yaşanıyor. Alkoldü muhabbetti derken kafalar da bindünya. 12 saat az yaşasak da olur.
Evet, bu fikri kurmaylarıma danışayım ben.

Saturday, October 28, 2006

Yorgunluk

Bayram tatilinde yorulan adamın hikayesidir bu.

Wednesday, October 25, 2006

I like to play poker with tarot cards...I get a full house and four people die.

In Google We Trust

Blogpatrol kankamın dediğine göre siteme google ile ulaşan son ziyaretçim "hokkabaz avi" diye bir search yapmış. Abi çok ayıp ya, böyle search yapan (aramızdan) her kimse çıksın ortaya. Birbirimizin suratına bakıyoruz şurada. Hahhahhha.

Sunday, October 22, 2006

Hoppapaz

Dün akşam Hokkabaz' a gittik. Özlem Tekin dışında 10numara bir film olmuş yahu. Gerçek kaybedenleri anlatan eğlenceli bir yol hikayesi. Cem Yılmaz'ın bu model Türk insanını hatim ettiği bir gerçek. Ayrıca G.O.R.A.' daki ucuz komediden ibaret olmadığını da ispatlamış. Herkesler gitmeli bence, hem Türk Sineması' na katkı, hem zaten Türk filmi olmasa bile gayet gidip de seyredilebilecek sağı solu belli, sempatik bir film. Yani bu filmi seyredip de olmamış diyecek adamın alnını karışlayabilirim. Ne beklediysem fazlasını verdi. Şevket Altuğ ve Şener Şen'li Gölge Oyunu ve tabiki Herşey Güzel Olacak ile epey benzeştiği noktalar da yok değil hani. Ama zaten bu iki film de gayet iyiydi.

Kral blogum 500. tekil ziyaretine ulaşmış durumda. Hadi bakalım, üstel (exponential my ass) artar inşalah.

Hasiktir bu arada, tam şu satırları yazdığım post ekranına bakarken deja-vu lerin kralını yaşadım. De-deja-vu diye bişey var mı? Yani deja-vu' nun kendisini bir deja-vu olarak tekrar yaşamak. Matrix saçmalıklarına hoşgeldiniz.

Önümde yapacak hiçbir işimin olmadığı koca bir hafta var. Bir baltaya sap olmak ya da olmamak. İşte bütün mesele bu.

JT

Wednesday, October 18, 2006

Dostum bu bayramlar ölmüş

Bayram tatilinde yapılacaklar:

-matlab öğrenmek
-matlab çalışmak
-kağıt oynamak
-matlab koparmak
-ps de 24:the game e başlamak, bir ihtimal bitirmek
-bayramın 1 ve 2. günü istiklale çıkmamayı hatırlamak
-ah nerde o eski bayramlar diye makara kukara yapmak
-tatile gezmeye bir yerlere gidenleri kıskanmıyormuş, bilgisayar başında takılmaktan sıkılmıyormuş gibi yapmak
-(bilgisayar demişken) matlab de süper acaip işlerle uğraşmak - 3 basamaklı bir sayının karesini almak falan yani.
-paso arcade fire ve the new pornographers dinlemek
-paso seinfeld seyretmek
-paso matlab çalışmak
-büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpmek
-matlab diye diye başına taş düşmek
-bütün yolların çıktığı o Bağdat akşamında kafası karışmak.


Sunday, October 15, 2006

Katalanız ezelden

"Kuzey Avrupa' da yaşıyorum, refah seviyemin yüksekliği beni çok rahatsız ediyor" diyenlerden misiniz? Ben değilim ancak öyle birilerini buldum. İlk bakışta tamamen saçmalık gibi gözüken ancak çok neşeli şarkılar yapan 25+ üyeli bir müzik grubu: I'm from Barcelona.

Soulseek sağolsun hemen son albümlerini indirdim, şu anda da dinliyorum. Yani şunu söylemek gerekiyor, bu İsveçli kankalarım işin suyunu çıkarmış. Bu kadar da mutlu olunamaz. Bir daha dinleyebilecek state-of-mind a sahip olabilir miyim, emin değilim. Şarkının adına bak misal, amına koyim: Barcelona Loves You.

Barcelona Loves You
We never wanna say goodnight
we never wanna say it's time
We never wanna close our eyes
We never wanna say goodnight

There's a thing left to say before we go
We will sing that we're all in love with you

Youtube' da da bir kliplerini seyrettim demin. Bir odada yanyana 3 sıra halinde dizilmiş bir takım kötü kıyafetli komik tipli insanlar, 80ler klipleri gibi dansedip takılıyorlar. Bu tarzı 25 yıl gecikmeli ve tekrardan kullanınca cafcaflı bir adı vardır sanıyorum.

I'm from Barcelona kankalarım, siz kimsiniz lo? Deli misiniz?

JT

P.S. Pek değerli dostum Avi'nin son günlerin güncel konusu Orhan Pamuk ve Nobel ile ilgili yazısını kaçırmamak lazım.

Saturday, October 14, 2006

Make Love Not Warcraft

Bu isimli bölümü henüz izledim. İnanılmaz, tek kelimeyle. South Park'çı kankalar yine yapacağını yapmış, 10.sezon 8.bölüm ile bombayı patlatmışlar. Ayrıca gerçek hayatta parayla satılan bir ürünün bu kadar reklamının yapıldığı bir başka televizyon eseri var mıdır çok merak ediyorum. Oyunu satın alıp sosyal hayata veda edesim geldi. (zaten Super Size Me'yi seyredince de canı big mac çeken bir insanım)
Seyretmeyenlere, duymadım- bilmiyorum diyenlere tavsiye.

Tuesday, October 10, 2006

iyi de, kanka, bu bloga yazınca hayatım daha iyi olmuyor ki?

Saturday, October 07, 2006

- Publish Post -

Dünyanın bir yarısı açlıktan ölürken diğer yarısı obeziteden ölüyor. Sence de ironik değil mi, Alanis?

Tuesday, October 03, 2006

Trafik

Türbanlı kadın taksi şoförü gördüm. Vallahi.

Olay şöyle gelişti; güzergahını değiştirip Acıbadem'den geçmeye karar veren fason Kadıköy-Taksim dolmuşunda idim, ki daha öncesine yolda benzincide durup yemek filan almıştık dolmuş yolcuları olarak, Barbaros bulvarında trafiğin akmasını beklerken yanımıza bir taksi yanaştı. İçerde 3 müşteri, şoförü de türbanlı bir hanımefendi. Kemeri filan da takmamış tabi. Çok acaipti. Ben dik dik içeri bakarken müşterilerden biri kıllandı. Aslında selam vermiş de olabilir, tam emin değilim. Toplu taşıma aracında akşam vakti sigaramı tüttürüyor olmama şaşırdı heralde o da.

Birkaç gündür yollarda topuk aşındırmak, ulaşıma fazla mesai harcamak durumunda kaldım. Şimdi düşünüyorum da İstanbul trafiğinden bunun gibi ne manzaralar görür insan ya. Bizim tuzumuz kuru tabi, metroya bin, en olmadı yürü. İşi/okulu ile evi/yurdu şehrin iki farklı yakasında olan insanlara büyükşehir belediyesinin bir teselli ikramiyesi vermesi filan lazım. Çekilir mi lan öyle her gün gün? Bir de, bu lanet olası trafik illeti en çok mp3 player üreticilerini sevindiriyor olsa gerek. Herkesin kulağında bir kulaklık.

Bu post her gün yollarda perişan, günün yorgunluğunu atmak üzere eve varması 2 saat süren İstanbul trafik mağdurlarına ve de tüm bu otobüs,taksi,metro,vapur,minibüs yolculuklarımda bana eşlik eden The Shins'e adanmıştır.

JT

Monday, October 02, 2006

Stajyer - İlan

%100 yabancı sermayeli, sektöründe lider firmamıza;

-Üniversitelerin 3. veya 4. sınıflarında halen öğrenimini sürdürmekte olan,
- Analitik düşünce yapısına hakim,
- Sosyal ilişkiler konusunda gelişmiş,
- İleri derecede İngilizce, bilgisayar ve MS Office bilgisine sahip,
- Haftanın en az 3.5 iş günü devam edebilecek,

stajyer hammallar aramaktayız.

Başvurmak isteyen adayların, Word ortamında hazırlanmış bir CV'lerini hammalariyoruz@hotmail.com e-mail adresimize göndermeleri rica olunur.
Saygılarımızla.