Monday, April 23, 2007
Friday, April 20, 2007
Bu adamlar için ağla, Arjantina
Messi diye bir adam almışlar, felaket.
Biri 86'da, biri 07'de atılmış şu iki gol arasındaki 5 farkı bulana sitenin anahtarını teslim edeceğim:
1) Maradona vs. İngiltere
2) Messi vs. Getafe
Tüm zamanların belki de en spektaküler futbolcusu, adına dinler tarikatlar kurulmuş Maradona şu anda ölüm döşeğinde. Veliahtı Messi'nin attığı şu golü görmeden bu alemden ayrılmasa bari. Kendisine acil şifalar diliyorum.
JT
Biri 86'da, biri 07'de atılmış şu iki gol arasındaki 5 farkı bulana sitenin anahtarını teslim edeceğim:
1) Maradona vs. İngiltere
2) Messi vs. Getafe
Tüm zamanların belki de en spektaküler futbolcusu, adına dinler tarikatlar kurulmuş Maradona şu anda ölüm döşeğinde. Veliahtı Messi'nin attığı şu golü görmeden bu alemden ayrılmasa bari. Kendisine acil şifalar diliyorum.
JT
Sunday, April 15, 2007
Haftasonları
Eskiden haftasonlarının bir anlamı vardı.
Gerçi ben hiçbir zaman enthusiastic biri olamadım, yarın güzel bir gün olacak diye yatağa yatmadım ya da ne bileyim yapmam gerekenler check-list i diyerek çeteleler tutmadım. Ama yine de cuma günü gelince insanın içi kıpır kıpır oluyordu, eskiden. Şimdi ise; yapılması gereken işleri öteki haftasonuna daha ertelemek, cumartesi gecesi çıkıp da hep aynı şeyleri yapmaktan sıkılmamış gibi davranmak ve pazar akşamı saat 22:19' da kod yazması gerekirken oturup bu satırları yazmak. Şimdi haftasonlarım böyle oldu.
Yine aynı eskiden insanlar MSN'e filan takılıyordu, online ortamların bir tadı vardı. Yapacak daha iyi birşeyiniz varmış gibi girmiyorsunuz muhabbete fakat televizyonda Buzda Dans seyrettiğinizi ben biliyorum. Leonardo Da Vinci sanatçı olsaydı sabah programına çıkardı.
Haftaya spring break başlıyor, aslında sınavlarımın da -şimdilik- bittiğini düşününce spring break e girdim bile. Her zamanki gibi hiçbir planım yok. İşte iyi bir dinlenme olur. Sanki başka birşey yapıyormuşum da çok yoruluyormuşum gibi. Bu okul dönemi beni çok yordu diyenleri anlamak ne mümkün. Ben haftada ortalama yarım ders bile kırmıyorum, notlarım da gayet iyidir; ama kendimi hiç de birşey başarmış gibi hissetmiyorum. Zannediyorum so-called heyecanlı hayatları olan insanlar çok büyük beklentiler içine giriyorlar. O beklentiler gerçekleşmeyince de heyecanlı hayatlarına bir katmer daha eklenmiş oluyor. Benim ise bu spring break den hiç bir beklentim yok. Karate kursuna ma yazılsam, ya da belki sırt çantamı alır Bayburt' a giderim. Hayatımdan beklediklerim mi?
- Ne dedin? Geleceğimle ilgili mi? Bırak geleceği, 10 gün sonrası için planlar yapmak mı? Hayatla ilgili kararlar almak mı? Güldürmeyin beni JT bey, hepimiz sizi tanıyoruz:
SİZ BÖYLE ŞEYLERİ BECEREMEZSİNİZ.
JT (ama hangisi?)
Gerçi ben hiçbir zaman enthusiastic biri olamadım, yarın güzel bir gün olacak diye yatağa yatmadım ya da ne bileyim yapmam gerekenler check-list i diyerek çeteleler tutmadım. Ama yine de cuma günü gelince insanın içi kıpır kıpır oluyordu, eskiden. Şimdi ise; yapılması gereken işleri öteki haftasonuna daha ertelemek, cumartesi gecesi çıkıp da hep aynı şeyleri yapmaktan sıkılmamış gibi davranmak ve pazar akşamı saat 22:19' da kod yazması gerekirken oturup bu satırları yazmak. Şimdi haftasonlarım böyle oldu.
Yine aynı eskiden insanlar MSN'e filan takılıyordu, online ortamların bir tadı vardı. Yapacak daha iyi birşeyiniz varmış gibi girmiyorsunuz muhabbete fakat televizyonda Buzda Dans seyrettiğinizi ben biliyorum. Leonardo Da Vinci sanatçı olsaydı sabah programına çıkardı.
Haftaya spring break başlıyor, aslında sınavlarımın da -şimdilik- bittiğini düşününce spring break e girdim bile. Her zamanki gibi hiçbir planım yok. İşte iyi bir dinlenme olur. Sanki başka birşey yapıyormuşum da çok yoruluyormuşum gibi. Bu okul dönemi beni çok yordu diyenleri anlamak ne mümkün. Ben haftada ortalama yarım ders bile kırmıyorum, notlarım da gayet iyidir; ama kendimi hiç de birşey başarmış gibi hissetmiyorum. Zannediyorum so-called heyecanlı hayatları olan insanlar çok büyük beklentiler içine giriyorlar. O beklentiler gerçekleşmeyince de heyecanlı hayatlarına bir katmer daha eklenmiş oluyor. Benim ise bu spring break den hiç bir beklentim yok. Karate kursuna ma yazılsam, ya da belki sırt çantamı alır Bayburt' a giderim. Hayatımdan beklediklerim mi?
- Ne dedin? Geleceğimle ilgili mi? Bırak geleceği, 10 gün sonrası için planlar yapmak mı? Hayatla ilgili kararlar almak mı? Güldürmeyin beni JT bey, hepimiz sizi tanıyoruz:
SİZ BÖYLE ŞEYLERİ BECEREMEZSİNİZ.
JT (ama hangisi?)
Friday, April 13, 2007
Son Yemek
Fajita mı? (Üstü) kalsın.
Bugün 3bkarambol 'den birkaç arkadaşımızla beraber neşeli bir akşam geçirdik. Yıllardır süregelen tartışmayı sonlandırmış bulunmaktayım: Fajita olayı boş bir olay.
Bir kere yanında gelen soslar çok alakasız. Yani tabi belki başka restoranlarda başka türlü servis ediliyordur ancak, benimkinde yoğurt, avokado sosu(arkadaş öyle dedi yoksa ben ne anlarım) ve acılı ezmeye tıpatıp benzeyip de bir boka benzemeyen üçüncü bir sos bulunuyordu. Bu nasıl bir kombinasyon ola ki? Ayrıca sosları ve yemeğin kendisini o incecik hamurun içine doldurup da yemek gerekiyor, süper zahmetli. Alttan yandan damlayan fışkıran yemek parçacıkları da cabası. Bir de çok yanarlı-dönerli sunumu var; hem diğer müşterilen ilgi odağı oluyoruz hem de masaya konduktan sonra 2-3dakika daha havai fişeklerin sönmesini bekliyoruz. Açım kardeşim, yemek mi yiyoruz elaleme gövde gösterisi mi yapıyoruz belli değil.
Benim anladığım, bu Fajita olayının expected utility ' si sıfırdan küçük. Tüm bu safsataya ve fiyata değecek olağanüstü bir tadını da göremedim hem. Biraz daha zorlarsam overrated diyecem, demiyorum. Birkaç farklı yerde yemek lazım.
Başka bir post-modern öğün analizinde görüşmek üzere.
JT
Bugün 3bkarambol 'den birkaç arkadaşımızla beraber neşeli bir akşam geçirdik. Yıllardır süregelen tartışmayı sonlandırmış bulunmaktayım: Fajita olayı boş bir olay.Bir kere yanında gelen soslar çok alakasız. Yani tabi belki başka restoranlarda başka türlü servis ediliyordur ancak, benimkinde yoğurt, avokado sosu(arkadaş öyle dedi yoksa ben ne anlarım) ve acılı ezmeye tıpatıp benzeyip de bir boka benzemeyen üçüncü bir sos bulunuyordu. Bu nasıl bir kombinasyon ola ki? Ayrıca sosları ve yemeğin kendisini o incecik hamurun içine doldurup da yemek gerekiyor, süper zahmetli. Alttan yandan damlayan fışkıran yemek parçacıkları da cabası. Bir de çok yanarlı-dönerli sunumu var; hem diğer müşterilen ilgi odağı oluyoruz hem de masaya konduktan sonra 2-3dakika daha havai fişeklerin sönmesini bekliyoruz. Açım kardeşim, yemek mi yiyoruz elaleme gövde gösterisi mi yapıyoruz belli değil.
Benim anladığım, bu Fajita olayının expected utility ' si sıfırdan küçük. Tüm bu safsataya ve fiyata değecek olağanüstü bir tadını da göremedim hem. Biraz daha zorlarsam overrated diyecem, demiyorum. Birkaç farklı yerde yemek lazım.
Başka bir post-modern öğün analizinde görüşmek üzere.
JT
Tuesday, April 10, 2007
Sunday, April 08, 2007
Wikipedia

"Wikipedia is the best thing in the world. Anyone in the world can write anything they want about any subject. So you know you are getting the best possible answer."
Michael Scott - "The Office US" (2007)
The Office; Seinfeld ve Arrested Development' dan sonra bana kendi başımayken kahkaha attırabilen 3. dizi. Kusursuz, muthiş.
Sınavlarım başlıyor, MATLAB projeleri öte yandan, özel ders işleri beri yandan. Ne diyelim; aman sabahlar olmasın aman tadlar kaçmasın.
JT
Friday, April 06, 2007
Bir işlem (ama ne işlem)
Bir kelime bir işlem yarışmasının ingiliz versiyonunda zamanında şöyle bişey yaşanmış: Herif 5 basamaklı sayıyı 3 basamaklıya kafadan bölüyor da doğru cevabı yakalıyor. Stüdyodakilerin işlem sırasında kahkahalara boğulup da işlem doğru çıkınca hafiften ayar almaları işin en neşeli kısmı.
Alkışlar James kankama gidiyor.
JT
Alkışlar James kankama gidiyor.
JT
Wednesday, April 04, 2007
Sabahın körü
Bir keresinde rüyamda Deniz Seki ile ortaokuldan kaçıyorduk. Koridorlarda sıralar yığılmıştı, üzerlerinden atlayıp cam bir kapıdan geçmiş, okulun bahçesine ulaşmıştık.
Biraz önce de rüyamda kalktım, çişimi yaptım, giyindim. Elimde defter kapıdan çıkarken uyandım. Ne giydiğimi de hatırlıyorum, şimdi aynı şeyleri geçirdim üstüme. Hangisi gerçek tam emin değilim.
İlginç bir gün beni bekliyor. Tabi taksi bulabilirsem.
JT
Biraz önce de rüyamda kalktım, çişimi yaptım, giyindim. Elimde defter kapıdan çıkarken uyandım. Ne giydiğimi de hatırlıyorum, şimdi aynı şeyleri geçirdim üstüme. Hangisi gerçek tam emin değilim.
İlginç bir gün beni bekliyor. Tabi taksi bulabilirsem.
JT
Tuesday, April 03, 2007
Monday, April 02, 2007
Müzikal devrim
Yanlış hatırlamıyorsam last.fm'in sloganı böyleydi. Benim bildiğim tek müzikal devrim apartmandaki asansörümüzde yaşanıyor.
Bizim görmemiş yöneticimiz yaklaşık bir ay kadar önce asansöre müzik sistemi kurdurdu. Geçen süre zarfında her ama istisnasız her seferinde asansörden küfür ederek çıkıyorum. Şişli'nin göbeğindeki bir apartman için bu ne gereksiz bir lükstür bu bir. İkincisi, ya kardeşim, diyelim ki yaptın bir görmemişlik, asansöre çok gerek varmış gibi müzik koydurdun; bari kafa ütülemeyen tın tın bişeyler koy di mi? Klasik müzik olur, jazz olur, bir hal çaresi bulunur. Anasını satayım varsa yoksa italyanca-fransızca aşk balladları ('biz gençliğimizde bunları dinlerdik'), yok efendim 1997'den kalma yabancı pop şarkıları. Heey macarena!
Hergün minimum 2 kere çektiğim bu asansör işkencesi an itibariyle bir ileri seviyeye taşındı. Yöneticinin asansöre kurdurduğu müzik sistemi zannedersem 91 model sony walkman'den oluşuyor. Sürekli aynı şarkıların dönüp durması bir yana, bugün daireye çıkarken çalan şarkı yavaş tempoda çalıyordu. Pilin bittiği, seslerin yamuk yumuk çıktığı walkman'in o saçma anını bilmez misiniz? İşte o.
Filmlerdeki gibi asansörün tavanını söküp bir imha operasyonuna geçmeme az kaldı.
Musical revolution'mış. Gelsinler bizim apartmana da göstereyim devrimi.
JT
Bizim görmemiş yöneticimiz yaklaşık bir ay kadar önce asansöre müzik sistemi kurdurdu. Geçen süre zarfında her ama istisnasız her seferinde asansörden küfür ederek çıkıyorum. Şişli'nin göbeğindeki bir apartman için bu ne gereksiz bir lükstür bu bir. İkincisi, ya kardeşim, diyelim ki yaptın bir görmemişlik, asansöre çok gerek varmış gibi müzik koydurdun; bari kafa ütülemeyen tın tın bişeyler koy di mi? Klasik müzik olur, jazz olur, bir hal çaresi bulunur. Anasını satayım varsa yoksa italyanca-fransızca aşk balladları ('biz gençliğimizde bunları dinlerdik'), yok efendim 1997'den kalma yabancı pop şarkıları. Heey macarena!
Hergün minimum 2 kere çektiğim bu asansör işkencesi an itibariyle bir ileri seviyeye taşındı. Yöneticinin asansöre kurdurduğu müzik sistemi zannedersem 91 model sony walkman'den oluşuyor. Sürekli aynı şarkıların dönüp durması bir yana, bugün daireye çıkarken çalan şarkı yavaş tempoda çalıyordu. Pilin bittiği, seslerin yamuk yumuk çıktığı walkman'in o saçma anını bilmez misiniz? İşte o.
Filmlerdeki gibi asansörün tavanını söküp bir imha operasyonuna geçmeme az kaldı.
Musical revolution'mış. Gelsinler bizim apartmana da göstereyim devrimi.
JT
Sunday, April 01, 2007
1 dolar 24 sent

Babaların kızlarını vereceği en son adam benim heralde.
Aslında birçok kötü alışkanlığımın üstesinden gelmeyi başarmış biriyim. Sigara, örneğin: "Sigarayı kesin bırakıyorum abi bu sefer" diye artık kimsenin kafasını ütülemiyorum. Ya da ancak sarhoşken söylenmesi ayıplanmayacak sözleri günlük hayat lügatına kazandırmış olmam - artık kafam güzelken insanlar bana kırılmıyor. Ancak bu kumar illeti bambaşka bir durum.
Sabahtan beri oynuyorum, tamı tamına 1.24$ para kazandım. Bir nokta yirmidört dolar, enfes para. Kronikleşmeye başlayıp hafiften tırstıran sırt ağrısı da yanında bonusu. Gerçi bir cumartesi akşamını evde geçirmenin getirdiği katma değeri de $, YTL ve depresyon cinsinden hesaba katmak lazım. Ulan iyi ki üniversite okuyoruz ha; yoksa nasıl bilecektik katma değeri? Nasıl hesaplayacaktık Texas Hold'em de "flush royale" gelme olasılığını? - (gelmiyor).
Babam bu halimi görse benle gurur duyardı. Hatta evleneceğim kızın babası görse daha iyi.
(Yeni site açtım demiş miydim? I am Overrated)
JT (as in Jack-Three two pairs)
Aslında birçok kötü alışkanlığımın üstesinden gelmeyi başarmış biriyim. Sigara, örneğin: "Sigarayı kesin bırakıyorum abi bu sefer" diye artık kimsenin kafasını ütülemiyorum. Ya da ancak sarhoşken söylenmesi ayıplanmayacak sözleri günlük hayat lügatına kazandırmış olmam - artık kafam güzelken insanlar bana kırılmıyor. Ancak bu kumar illeti bambaşka bir durum.
Sabahtan beri oynuyorum, tamı tamına 1.24$ para kazandım. Bir nokta yirmidört dolar, enfes para. Kronikleşmeye başlayıp hafiften tırstıran sırt ağrısı da yanında bonusu. Gerçi bir cumartesi akşamını evde geçirmenin getirdiği katma değeri de $, YTL ve depresyon cinsinden hesaba katmak lazım. Ulan iyi ki üniversite okuyoruz ha; yoksa nasıl bilecektik katma değeri? Nasıl hesaplayacaktık Texas Hold'em de "flush royale" gelme olasılığını? - (gelmiyor).
Babam bu halimi görse benle gurur duyardı. Hatta evleneceğim kızın babası görse daha iyi.
(Yeni site açtım demiş miydim? I am Overrated)
JT (as in Jack-Three two pairs)



