Gercek Stajyerin Maceraları

Monday, May 19, 2014

Benim böyle bir blogum vardı ve meğer buraya ben amma şey yazmışım zamanında.
Deminden beri tam 8 sene önce yazdıklarımı filan okudum ve ağlamaklı oldum.

Hayat ne kadar da çabuk geçiyor.

Monday, September 20, 2010

vay anasını sayın seyirciler ya

Tuesday, September 07, 2010

Al sana sayfa

Tam 2 ay olmuş buraya yazalı; 2 ayda hayatımda açılan yeni sayfa pek de beyaz değil.

Master ı layıkıyla zamanında bitirdim, artık MA in economics bir insanım. Öte yandan iş bulamamanın, askerliğin dayattığı stresin acısı artarken kalp kırıklığı acısı hafif hafif azalmaya başladı. Toparlanacağımı biliyorum ama keşke böyle olmasaydı demeden duramıyorum. Heralde hiçbir zaman geçerli olduğuna inanmadığım o sözlerden birisine sırtı dayamak en mantıklısı:

Hayat sen planlar yaparken başına gelenlerdir.

JT

Tuesday, July 06, 2010

Yeni bir sayfa

Merhaba,
Barcelona günleri çook geride kaldı, artık iyiden iyiye hiç gitmemiş gibi hissetmeye başladım. İnsan demek herşeye zamanla alışıyor.

Yüksek lisanstan bir aksilik olmaz ise 1 ay içinde mezun olacağım. Bunu da devirdik gibi. Ama gel gör ki hayatımda hiç yaşamadığım bir sıkıntı içerisindeyim. İş bulmak.

Kariyer.net miş, networking miş az da olsa bağlantılarım var ama ne sıkıntılı süreçmiş. Hem iş bulmak, hem de "a rewarding career" e başlamak konusunda iki ucu şeyli değnek durumunu birebir hissediyorum. Kendime güvenim ve umutlarım hala tam ama birkaç ay böyle işsiz güçsüz gezersem yavaş yavaş kendimi yemeye başlayacağımı biliyorum. Bir insanın hayatındaki en büyük korkusu "başarısızlık" olmaya görsün.

CV'im de yazanları birinin istese dahi silemeyeceğinin farkındayım - hayat boyu benimle gelecek o akademik başarılar. Ama her sabah yarım saat iş fırsatlarını kollayıp sonra Facebook' a oyunlara dalmak biraz moral bozmaya başladı. Bakalım, demek böyle belirsizlikleri yaşamak da varmış kaderde. Morali yüksek tutmaya gayret ediyorum.

JT

Tuesday, April 20, 2010

istanbul 1 2

Döneli neredeyse 3 ay olacak. Buradaki günlerim Sabancı denen lanet yerde, master dan mezun olmak için uğraşmakla geçiyor. Tezimi ağustosa kadar vermem lazım, bakalım. Olacak gibi. İş görüşmelerine falan da gidiyorum arada ama derdim başka:

Barcelona' yı çok özledim. Aslında sorumluluk olmadan bir gün bir şehirde öteki gün başka barda takılmayı çok özledim. Bir daha öyle bir fırsatı ömr-ü hayatımda bulabileceğimi hiç mi hiç sanmıyorum. İnsan üzülmeden, hayıflanmadan edemiyor.

Yarın İzlanda' daki volkan izin verirse dünyalar tatlısı sevgilimle Berlin' e gidiyoruz. Seyahat etmeyi ben de herkes kadar seviyorum arkadaş. Aksi gibi gözükse de.

Bakalım önümüzdeki aylarda hayat neler getirecek.

JT


Wednesday, January 27, 2010

BCN macerası biterken

Hola !

Barselona' daki pek güzel hayatımın sonuna yaklasıyorum. 2 hafta sonra temelli dönüş yapmış olacağım. Başka ülkeleri daha fazla gezmediğim için biraz pişmanım ama onun dışında kendi standartlarımda dolu dolu yaşadığıma inanıyorum.

Çok garip duygular içindeyim. Hem hiç dönmiyeyim istiyorum, hem de bana hazirana kadar kal deseler kalmayacağımı biliyorum. "Bu günler hayatımın en güzel günleri lan, değerlendirmeliyim boş oturmamalıyım. Bir defa daha sarhoş olup 5 defa daha dans etmeyelim" düşüncesi bir süre sonra rahatsız ediyor.

Zaten insan bir tek kendiyle yarışmalı, yapmak istemediği birşeyi sırf yapmış olmak için yapmamalı. Hayatta hep optimum noktayı bulmak gerekliliğine inancım hala devam ediyor. Sonuçta "a place is what you make of it". Bu gece dışarı çıkmaya üşendim, şurada 10 günüm kalmış diye aslında içim içimi yiyor ama yaşlandım heralde. Hem artık sarhoş olmak daha zorlaştı. Ki ben öyle süper içki meraklısı biri değilimdir.

En önemlisi de bu yurtdışı deneyimleri olaylara başka açıdan, ülkene ailene arkadaşlarına başka yönden bakmayı sağlıyor. Artık ailemle yaşayabileceğimi zannetmiyorum, tek başıma yaşamak öyle tatlı geldi ki. Bir evim olsun, gireni çıkanı çok olsun istiyorum. Arkadaşlar gelsin, onların da arkadaşları gelsin, şarap içelim çay içelim şarkılar söyleyip derin sohbetlere dalalım. Gülelim ağlayalım, tartışalım bağrışalım ama en sonunda tatlıya bağlayıp bir kanepede uyuyalım. Post-erasmus ve post-master hayatımdan beklentim budur. Tabi mezun olmayı başarabilirsem.

Ha bu arada İspanyolca 3. level ı bitirdim, artık iyi kötü konuşabiliyorum. Hatta bugün gazete okurken okuduklarımı ingilizce veyahut türkçeye çevirmeden dahi anladım. Yani nasıl denir bilmiyorum ama türkçe bir gazete okur gibi hızlı okuyabildim. Artık sokakta, barda cafede konuşulanların azını değil çoğunu anlayabiliyorum. Tabi daha iyi olabilirdi bu Erasmuslu hıyarlarla takılmak yerine ispanyol hıyarlarla daha fazla takılsaydım. Unutucak olmam ne acı.

Dönünce beni çook şeyler bekliyor - hem iyi hem kötü - ama iyisi o kadar iyi ki kötüsüne katlanır insan.

JT

Sunday, November 01, 2009

Buradaki 2. ayım

Bugün Barcelona' daki 2. ayım. Zaman hakkaten hızlı geçiyor, ilk geldiğim gün 5 m^2 lik hostel odamdan yazdığım yazıyı dün gibi hatırlıyorum.

Burası çok güzel memleket, mimarisiyle caddeleriyle, gece hayatıyla, insanlarıyla, yemeğiyle. İspanyolca' yı da derdimi anlatacak kadar konuşabiliyorum. Şubat ayına kadar daha da ilerletmem lazım. Dişe dokunur başka birşey yapmadığım göz önüne alınırsa, ispanyolca öğrenmeden dönersem ayıp olur.
Yaşıtım arkadaşlarım Erzurum'da bilmem Kars' da askerlik yaparken ben buradayım. Heralde şikayet etmeye hakkım yok.

JT