Gercek Stajyerin Maceraları

Thursday, September 21, 2006

Ekinoks geldi oğlum

Bugün bir arkadaşla Atik Büfe'ye gittik. Değil sadece Nişantaşı'nın, İstanbul'un en kaliteli büfesi. Hem ufala-limon kombomuzu çaktık, hem de saygıdeğer Suat abimizle iki kelime muhabbet ettik.

Sınavlardan önceki o yarım saat gibi, hayat da çok hızlı geçiyor ya. Kopya yazmaya vakit bulamıyorum. 2002 Haziran nere 2006 Eylül nere.
NAL'a da gittik tabi yemekten sonra, eski hocalarımız da aynı şeyi söyledi. Bir tek bana olmuyordur heralde, böyle aradan uzun zaman geçip de insan eski okulunu ziyarete gidince içini bir hüzün kapllıyor. Hocaların, saçlarına düşmüş tutam tutam aklar dışında, hala aynı oldukları gerçeği baya şaşırtıcı. Daha da ilginç olan, bu aynı hocaların seni artık bir arkadaş belleyip, samimi muhabbetlere girmesi. Başarınla övünmesi, başarısızlığında destek olması. "İlginç" yanlış oldu aslında, gurur verici demeliydim.

D&R' den aldığım derginin parasını ödemeden çıkmış olduğumu farkettiğim o an. Epey de uzaklaşmıştık ha. Dolmabahçe stadını bilenler için söylüyorum; Nişantaşı dörtyol ağzındaki Yargıcı'ya geçilen ışıkların orası. Sonra koştum geri, efendi gibi ödedim tabi. D&R için değil ha, Roll'a zarar zeval gelmesin diye. Roll'daki kankalarım bunu okuyorsanız, değerimi bilin. Bir sonraki sayıda benle röportaj yapılmasını talep ediyorum. "Müziğimdeki aykırılığı çocukluğumun geçtiği Şişli semtinin o sokaklarına borçluyum, hatta onlara adıyorum."

Bu arada sözümü tutayım: Yavru vatan Kıbrıs sempatikti. Gerçek bir sayfiye ülkesi. O sıcakta zaten aksi mümkün olamaz sanırım. Bu yaşıma kadar ben denize serinlemek için girilir zannediyordum. Yanılmışım. Girne' de çarşıyı da gezdim. Bildiğimiz sevdiğimiz markaların mağazaları dışında, en kral market İstanbul'daki 1milyoncu dükkanlarıyla eşdeğer. Ancak taksiler inanılmaz. Bildiğin son model Mercedes. Kıbrıs, birkaç günlüğüne gidilebilecek bir yer. Fazlası ben metropol çocuğunu biraz bayabilir.

Evvelsi gün de ders kayıtlarım vardı. Zorunlu derslerimin yanına, bilgisayar başında maharetli ellerim sayesinde son kalan boş yere kaydolarak Rusça'yı ekledim. Haftada 2 gün, 2şer saatten Rusça. Eğlenceli olacağa benziyor. Hatta belki, buradan online Ruski derslerine bile başlarım. Da!

Bilirsiniz, öğrenci milleti için yıl eylül sonu başlar, haziran ortası biter. İşte ben de yılbaşı öncesi son günlerimi böyle rutin saçmalıklarla geçiriyorum. Ekinoksa hoşgeldiniz.

Sevgiyle,
JT

0 Comments:

Post a Comment

<< Home