Enlarge Your Monitor
Bu 19'' monitör bambaşka bir olaymış abi. At koşturasım geliyor bu ne büyüklük. Ekranın bir ucundan diğer ucuna bakarken yoruluyorum. dur bir winning oynıyayım da GERÇEK maç tadına ulaşayım.
Erken bir cumartesi sabahından merhaba. Biraz önce(aslında bir saat önceydi ama bu blogspot efendilerin sitesi hata verdi publish post yaparken. Ayrıca copy paste e imkan vermeyen bu create post ekranına da selamlar olsun - en baştan yazıyorum) kalktım. Uyu babacım uyu ya, haftanın 2 günü uyuma şansın var zaten. Gerçi eve nasıl döndüm, taksicinin tipi nasıldı, çıkarken ortamda kimlerle vedalaştım vs., pek az hatırlıyorum. "Nuri Alço" sen bizim herşeyimizsin.
Obsesif kompulsif olmak en çok böyle anlarda adama koyuyor. Eve geldim hemen yatağa yattım. Tam şahane uyuyacam, ulan diyorum kapıyı kilitledim mi. Kafam o Beyazıt' da 6 yaşında çocukların turistlere satmaya çalıştığı topaçlar gibi dönüyor (yani o sırada kafamda bu şekiller var, kafam yerde öyle dönüyormuş gibi), ben ayağa kalkıp koridoru geçip kapıyı kontrol edicek gücü arıyorum kendimde. Neyse, birkaç dakika sonra o gücü toparladım, gittim kapıyı kontrol ettim ve -guess what- kapının kilidi yerli yerinde duruyor. Yatağa geldim tekrar yattım bu sefer diyorum acaba anahtarımı kapının dışında mı unuttum. Birkaç dakika daha dinlendim, yine gücü topladım kendime gittim baktım anahtar yok piyasada. O noktada anahtarı taksi(m)de unutmuş olabileceğim fikri cazip geldi. (edit - takside unutmuş olsan eve nasıl girersin be gerizekalı) Neden sonra farkettim ki anahtarım kütüphanede. En az 5 kere evi turlamışımdır. Yani bunlar arada sırada yapmadığım şeyler değil fakat kafa iyi olunca hiç çekilmiyor. Kredi kartlarımın kontrolünden bahsetmiyorum bile. Zaten 5. den sonrasını hatırlamıyorum. Hahahhhahaha.
Çok susuyorum şu an. Ice-tea sen bizim herşeyimizsin. Sabahları sıcak birşey içmek küçükken zorunlu birşeymiş gibi aksedilmişti bana. Oysa şimdi anlıyorum; ne farkeder ki?
JT the real Justin Timberlake
Erken bir cumartesi sabahından merhaba. Biraz önce(aslında bir saat önceydi ama bu blogspot efendilerin sitesi hata verdi publish post yaparken. Ayrıca copy paste e imkan vermeyen bu create post ekranına da selamlar olsun - en baştan yazıyorum) kalktım. Uyu babacım uyu ya, haftanın 2 günü uyuma şansın var zaten. Gerçi eve nasıl döndüm, taksicinin tipi nasıldı, çıkarken ortamda kimlerle vedalaştım vs., pek az hatırlıyorum. "Nuri Alço" sen bizim herşeyimizsin.
Obsesif kompulsif olmak en çok böyle anlarda adama koyuyor. Eve geldim hemen yatağa yattım. Tam şahane uyuyacam, ulan diyorum kapıyı kilitledim mi. Kafam o Beyazıt' da 6 yaşında çocukların turistlere satmaya çalıştığı topaçlar gibi dönüyor (yani o sırada kafamda bu şekiller var, kafam yerde öyle dönüyormuş gibi), ben ayağa kalkıp koridoru geçip kapıyı kontrol edicek gücü arıyorum kendimde. Neyse, birkaç dakika sonra o gücü toparladım, gittim kapıyı kontrol ettim ve -guess what- kapının kilidi yerli yerinde duruyor. Yatağa geldim tekrar yattım bu sefer diyorum acaba anahtarımı kapının dışında mı unuttum. Birkaç dakika daha dinlendim, yine gücü topladım kendime gittim baktım anahtar yok piyasada. O noktada anahtarı taksi(m)de unutmuş olabileceğim fikri cazip geldi. (edit - takside unutmuş olsan eve nasıl girersin be gerizekalı) Neden sonra farkettim ki anahtarım kütüphanede. En az 5 kere evi turlamışımdır. Yani bunlar arada sırada yapmadığım şeyler değil fakat kafa iyi olunca hiç çekilmiyor. Kredi kartlarımın kontrolünden bahsetmiyorum bile. Zaten 5. den sonrasını hatırlamıyorum. Hahahhhahaha.
Çok susuyorum şu an. Ice-tea sen bizim herşeyimizsin. Sabahları sıcak birşey içmek küçükken zorunlu birşeymiş gibi aksedilmişti bana. Oysa şimdi anlıyorum; ne farkeder ki?
JT the real Justin Timberlake

0 Comments:
Post a Comment
<< Home