Since 1985
Cehennem sıcağı bir salı sabahından merhabalar.
Boş oturdukça insanın entreprenur (sp?) olası geliyor. Bilmem kaç gündür bir acaip siteler buldum okuyor okuyor şaşırıyorum. Pembe çöp torbası üreterek milyon dolarlar götüren mi istersin, blogunda tshirt yaptırıp satanlar mı istersin. Bir de artık kült olmuş şu var tabi. Helal olsun elemana. Tüm zamanların en iyi Türk filmi 'Milyarder' ' de Şener Şen'in dediği gibi: Benim de bazı projelerim var. Bunları zamanı gelince paylaşacağım tabi, hehhe. Ama şimdilik Kozyatağı' nden dakika ve skor alıyoruz:
Evet. Gerçek bir memur olduğumdan kelli olsa gerek, staja artık o yandan takılan küçük çantalarla geliyorum. Hani yaz döneminde tatile giden çiftlerden (tercihen japon) erkek olanı sürekli takar ya, içinde pasaporttu cüzdandı fotograf makinesiydi taşınan, işte o çantalardan. Lan iki sene geçmiş üstünden.Şarköy'deki muthiş yaz kampına giderken almıştım. Neyse bu Şarköy'deki minik matematik profesörleri hikayesi başka bir yazıya kalsın da, biz başlığa gelelim.
Çantamın arkasında böyle yazıyor bir acaip fontlarla: "Since 1985". Doğduğum yıl yani. Kendime çanta yaptırsam üstüne ne yazdırırdım acaba? Kesin orijinal olma kaygısıyla saçmalar, sonra vazgeçer, sonunda da düz arkaplan üstüne bi JT yazdırır bırakırdım. Minimalizm sen bizim herşeyimizsin.
İnsanın canı bu kadar sıkılınca tesadüflerden mucize çıkarımı mı yapıyor nedir, böyle seksenbeşli meksenbeşli okuyunca vay anasını dedim. Demedim aslında ha, ama diyebilirmişim gibi geldi. Aslında bana hep böyle oluyor. Burda bu laf iyi gider, burdan bu çıkarımı yapsam(aslında yapmıyor olmama rağmen) cuk diye oturur diye düşünüyorum. Güzel bir espri olsun diye inanmadığı şeyler söylemek gibi. Ya da ne bileyim sevdiğiniz bir arkadaşı bile bile kızdırmak gibi. Bir süre sonra insan ne düşündüğünü değil de ne düşünmesi gerektiğini modelliyor(modelleme my ass).
Bu akşam güzel olucak diye umut ediyorum. Öyle trip adamlarız ki anasını satayım, literally(bunun türkçesi var mı?) 3 haftadır hafta içi "poker night" yapıyoruz. 4.levent servisine binip 6bucukta arkadaşın evinde olsam, 7de pokere başlasak 11e kadar kazansam bütün paraları. Oh bir de Park Burger kankalarımdan tavuk şinitzelli sandviç söyleriz. Değmeyin keyfime. Eğer bu blog işinden yine baymazsam, oyunun sonuçlarını yakında bu ekranlarda görebilirsiniz. Kim okuyorsa artık buraları heh ne büyük saçmalıyorum. Canım sağolsun.
JT out..
Boş oturdukça insanın entreprenur (sp?) olası geliyor. Bilmem kaç gündür bir acaip siteler buldum okuyor okuyor şaşırıyorum. Pembe çöp torbası üreterek milyon dolarlar götüren mi istersin, blogunda tshirt yaptırıp satanlar mı istersin. Bir de artık kült olmuş şu var tabi. Helal olsun elemana. Tüm zamanların en iyi Türk filmi 'Milyarder' ' de Şener Şen'in dediği gibi: Benim de bazı projelerim var. Bunları zamanı gelince paylaşacağım tabi, hehhe. Ama şimdilik Kozyatağı' nden dakika ve skor alıyoruz:
Evet. Gerçek bir memur olduğumdan kelli olsa gerek, staja artık o yandan takılan küçük çantalarla geliyorum. Hani yaz döneminde tatile giden çiftlerden (tercihen japon) erkek olanı sürekli takar ya, içinde pasaporttu cüzdandı fotograf makinesiydi taşınan, işte o çantalardan. Lan iki sene geçmiş üstünden.Şarköy'deki muthiş yaz kampına giderken almıştım. Neyse bu Şarköy'deki minik matematik profesörleri hikayesi başka bir yazıya kalsın da, biz başlığa gelelim.
Çantamın arkasında böyle yazıyor bir acaip fontlarla: "Since 1985". Doğduğum yıl yani. Kendime çanta yaptırsam üstüne ne yazdırırdım acaba? Kesin orijinal olma kaygısıyla saçmalar, sonra vazgeçer, sonunda da düz arkaplan üstüne bi JT yazdırır bırakırdım. Minimalizm sen bizim herşeyimizsin.
İnsanın canı bu kadar sıkılınca tesadüflerden mucize çıkarımı mı yapıyor nedir, böyle seksenbeşli meksenbeşli okuyunca vay anasını dedim. Demedim aslında ha, ama diyebilirmişim gibi geldi. Aslında bana hep böyle oluyor. Burda bu laf iyi gider, burdan bu çıkarımı yapsam(aslında yapmıyor olmama rağmen) cuk diye oturur diye düşünüyorum. Güzel bir espri olsun diye inanmadığı şeyler söylemek gibi. Ya da ne bileyim sevdiğiniz bir arkadaşı bile bile kızdırmak gibi. Bir süre sonra insan ne düşündüğünü değil de ne düşünmesi gerektiğini modelliyor(modelleme my ass).
Bu akşam güzel olucak diye umut ediyorum. Öyle trip adamlarız ki anasını satayım, literally(bunun türkçesi var mı?) 3 haftadır hafta içi "poker night" yapıyoruz. 4.levent servisine binip 6bucukta arkadaşın evinde olsam, 7de pokere başlasak 11e kadar kazansam bütün paraları. Oh bir de Park Burger kankalarımdan tavuk şinitzelli sandviç söyleriz. Değmeyin keyfime. Eğer bu blog işinden yine baymazsam, oyunun sonuçlarını yakında bu ekranlarda görebilirsiniz. Kim okuyorsa artık buraları heh ne büyük saçmalıyorum. Canım sağolsun.
JT out..

0 Comments:
Post a Comment
<< Home